Türk Endüstriyel Mutfak Sektörü Amerika’da Kalite ile Büyüyor

Türk endüstriyel mutfak sektörü, Amerika’da kalite ve tasarım ile büyümeyi hedefliyor. İhracat artışı dikkat çekiyor.

Türk endüstriyel mutfak sektörü, küresel pazarlarda büyüme stratejisini Amerika kıtasını öncelikli hedef olarak belirleyerek sürdürüyor. Fiyat rekabeti yerine kalite, tasarım ve üretim yetenekleri ile öne çıkmayı amaçlayan sektör, son beş yıl içinde Amerika’daki ihracatını yüzde 40 oranında artırmayı başardı. Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TUSİD) Başkanı Bekir Topuz, Türk ürünlerinin Amerika’da Avrupa kalitesinde algılandığını belirterek, bu algıyı koruyarak Amerika, Kanada ve Latin Amerika’da daha fazla pazar payına ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.

Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) ve TUSİD iş birliği çerçevesinde düzenlenen URGE projesi kapsamında, Meksiko City’de gerçekleştirilen Abastur Endüstriyel Mutfak Fuarı’na Türkiye’den 11’i URGE kapsamında olmak üzere toplam 13 firma katıldı. Fuarda 22 binden fazla satın almacı ve ziyaretçi yer alırken, Türk firmaları bölgedeki profesyonel alıcılarla yeni ticari bağlantılar kurma fırsatı buldu. T.C. Meksiko Ticaret Müşavirleri Zahide Karacaçoban ve Mehmet Cumhur da fuarda Türk firmalarını ziyaret ederek sektör temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi.

Topuz, Amerika kıtasını stratejik bir hedef pazar olarak belirlediklerini ve bu süreçte ABD, Kanada ve Latin Amerika’da düzenlenen fuarlara düzenli katılım sağladıklarını ifade etti. Sektörün Amerika’daki ihracatının son beş yılda yüzde 40 arttığını vurgulayan Topuz, bu artışın her yıl yapılan pazara yönelik çalışmaların ve artan ticari ilişkilerin bir sonucu olduğunu belirtti.

Topuz, “Amerika kıtasını yaklaşık beş yıldır sektörümüzün öncelikli hedef pazarlarından biri olarak görüyoruz. Bu süreçte bölgedeki fuarlara düzenli olarak katıldık, firmalarımızın alıcılarla doğrudan temas kurmasını sağladık. Bugün geldiğimiz noktada Amerika kıtasındaki ihracatımızda yaklaşık yüzde 40’lık bir artıştan söz ediyoruz. Bu ivmenin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine inanıyoruz” dedi.

Sektörün Amerika kıtasındaki pazar potansiyelinin mevcut ihracat rakamlarının çok üzerinde olduğunu belirten Topuz, bölgeden alınacak küçük bir pazar payının bile Türkiye’nin toplam endüstriyel mutfak ihracatında önemli bir sıçrama yaratabileceğine dikkat çekti. “Amerika kıtasının büyüklüğü bize çok önemli bir fırsat sunuyor. Bölgenin mutfak sektöründeki ithalatından yalnızca yüzde 2 pay alabilirsek, sektörümüzün mevcut ihracatına denk bir büyüklüğe ulaşabileceğimiz bir potansiyel var. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Amerika kıtasında daha fazla görünür olmamız ve daha fazla firmamızla pazarda yer almamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Amerika kıtasındaki Türk ürünlerinin kalite algısının sektöre sağladığı avantajları da vurgulayan Topuz, bölgedeki alıcıların Türk ürünlerini Avrupa menşeli ürünlerle aynı kalite seviyesinde değerlendirdiğini söyledi. “Amerika kıtasında Türkiye’ye yönelik algı bizim için çok değerli. Buradaki alıcılar Türk ürününü yalnızca fiyat üzerinden değerlendirmiyor; öncelikle kaliteye bakıyor. Türk ürünleri Avrupa kalitesiyle aynı standartlarda görülürken, Avrupa’ya kıyasla daha ulaşılabilir fiyatlarla sunulabiliyor. Bu da sektörümüz açısından önemli bir rekabet avantajı yaratıyor” ifadelerini kullandı.

Topuz, Türkiye’nin farklı sektörlerde oluşturduğu üretim ve kalite algısının endüstriyel mutfak sektörüne de olumlu yansıdığını belirterek, “Türkiye’nin farklı sektörlerde yıllar içinde oluşturduğu ‘iyi ve kaliteli ürün’ algısı burada bizim de önümüzü açıyor. Hatta bir Kanadalı müşterimizin ürünlerini kataloğunda özellikle ‘Made in Türkiye’ ibaresiyle göstermesi dikkat çekiciydi. Çünkü bunun Çin ürünü olmadığını, Türk üretimi olduğunu ve belli bir kalite standardını temsil ettiğini özellikle göstermek istiyor” dedi.

Çin’in bölgedeki en önemli rakiplerden biri olduğunu ancak Türk firmalarının bu rekabeti yalnızca fiyat üzerinden yürütmesinin mümkün olmadığını belirten Topuz, sektörün güçlü tarafının yüksek kaliteyi rekabetçi fiyat ve tasarımla birleştirebilmesi olduğunu ifade etti. “Çin ile fiyat üzerinden rekabet etmemiz mümkün değil. Bizim stratejimiz farklı olmalı. Avrupa ürünleriyle aynı kalite seviyesinde üretip daha ulaşılabilir fiyat sunabiliyoruz. Bunun yanında Türk ürünlerinin tasarım tarafı da güçlü. Özellikle pizza fırınları, pişirme ekipmanları, buzdolapları, bulaşık makineleri ve döner ekipmanları gibi birçok ürün grubumuz Amerika pazarında karşılık buluyor” dedi.

Amerika kıtasındaki müşterilerin satın alma kararlarında kaliteyi öncelikli olarak dikkate almasının Türk üreticiler için önemli bir fırsat olduğunu belirten Topuz, bu avantajın korunması için firmaların ürün kalitesinden ve teknolojik yetkinliklerinden taviz vermemesi gerektiğini vurguladı. Abastur Fuarı’nın yalnızca Meksika pazarına erişim açısından değil, Latin Amerika’nın geneline ulaşmak açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Topuz, Meksika’nın 1,8 milyar dolarlık mutfak sektörü ithalatına sahip olduğunu söyledi.

Meksika’nın başta ABD ve Çin olmak üzere önemli miktarda ithalat gerçekleştirdiğini ifade eden Topuz, Türkiye’nin mevcut ihracatının ise yaklaşık 100 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirtti. “Meksika tek başına önemli bir pazar. Ancak bizim buraya bakışımız sadece Meksika ile sınırlı değil. Kolombiya, Panama, Kosta Rika, Porto Riko, Brezilya, Şili ve Arjantin gibi ülkeler de radarımızda. Abastur, bu coğrafyaya giriş yapmak ve bölgedeki alıcılarla doğrudan temas kurmak açısından önemli bir platform” dedi.

Uzak coğrafyalarda ticari ilişkilerin oluşmasının zaman aldığını ancak sektörün son beş yıldaki performansının gelecek açısından umut verdiğini kaydeden Topuz, Amerika kıtasında önümüzdeki 10 yıllık süreçte çok daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşılabileceğine inandığını belirtti. Amerika kıtasında elde edilen ticari bağlantıların İstanbul’da devam ettirilmesi için de çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Topuz, 10 Kasım’da İstanbul’da başlayacak Hostech by TUSİD kapsamında Amerika kıtasından 100’ün üzerinde profesyonel alıcının İstanbul’da ağırlanacağını açıkladı.

Topuz, “Meksika dahil Amerika kıtasının farklı ülkelerinden 100’ün üzerinde önemli alıcıyla görüşmelerimizi tamamladık. Bu alıcıları İstanbul’a davet ediyoruz. Amacımız fuarı yalnızca bir sergileme alanı olarak değil, doğrudan ticari bağlantıların kurulduğu bir platform haline getirmek. Amerika’da kurduğumuz ilişkileri İstanbul’da somut iş bağlantılarına dönüştürmek istiyoruz” dedi. Hostech by TUSİD’e yönelik uluslararası ilginin de şimdiden güçlü olduğunu belirten Topuz, 130 farklı ülkeden yaklaşık 1.200 yabancı profesyonelin kayıt yaptırdığını ve toplam yabancı ziyaretçi sayısının fuar döneminde 5 bin seviyesine ulaşmasını beklediklerini söyledi.

Sektörün Amerika pazarındaki büyüme hedefleri devam ederken, Türkiye’nin endüstriyel mutfak ihracatında son dönemde yaşanan gerilemeye de dikkat çeken Topuz, özellikle paslanmaz çelikte uygulanan ilave vergiler ve anti-damping önlemlerinin üreticiler üzerindeki etkisinin sürdüğünü ifade etti. Sektör ihracatının yılın ilk altı ayında 1,23 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Topuz, “Rakam bazında baktığımızda ihracatımızdaki gerileme yaklaşık yüzde 6 seviyesinde. Ancak miktar bazındaki düşüş yüzde 17’ye ulaşıyor. Vergilerin başladığı 2024 yılından bu yana ise ihracatta miktar bazındaki kayıp yüzde 30’a ulaşırken, aynı anda ithalat da yüzde 30 arttı. Bu tablo, sektörün ciddi bir baskı altında olduğunu gösteriyor. Bizim beklentimiz, uygulanan vergilerin sektörün rekabet gücünü de dikkate alacak şekilde yeniden değerlendirilmesi” dedi.

Paslanmaz çelikteki maliyet baskısının özellikle tamamen paslanmaz hammaddeden üretilen tencere, tava, kepçe ve kevgir gibi ürün gruplarında ciddi sorunlara yol açtığını belirten Topuz, Türkiye’nin bazı ürün gruplarında üretimin neredeyse bittiğini ve ithalata daha fazla bağımlı hale gelinmesinin de sanayi açısından dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi. Türk firmalarının küresel pazarlarda daha güçlü konumlanabilmesi için ihracat desteklerinin artırılmasının önemli olduğunu ifade eden Topuz, mevcut destek seviyelerinin rakip ülkelerle karşılaştırıldığında yetersiz kaldığını belirtti.

Topuz, “İhracatçının küresel pazarlarda daha güçlü rekabet edebilmesi için devlet desteklerinin artırılması gerektiğine inanıyoruz. Çin’de ihracatçıya sağlanan desteklerin daha yüksek seviyelerde olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin de ihracatçısını daha güçlü koruyan ve yeni pazarlara giriş maliyetlerini azaltan bir destek modeline ihtiyacı var. Mevcut desteğin en az iki katına çıkarılması sektörümüzün uluslararası rekabet gücüne ciddi katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Türk endüstriyel mutfak sektörünün Amerika kıtasındaki büyüme stratejisini sürdüreceğini vurgulayan Topuz, “Bizim için hedef artık Amerika kıtasında kalıcı bir Türk markası ve üretim algısı oluşturmak. Kalite konusunda yakaladığımız konumu koruyarak, daha fazla firmamızla bu pazarlarda yer almak istiyoruz. Önümüzdeki dönemde Amerika, Kanada ve Latin Amerika ülkeleri sektörümüzün ihracat rotasında çok daha önemli bir yere sahip olacak” ifadelerini kullandı. Fuara katılan firmalardan N’DUSTRIO Yönetim Kurulu Başkanı Güçlü Kaplangı da Meksika’nın Türk endüstriyel mutfak sektörü açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, “Meksika, nüfusu, pazar potansiyeli ve Türk ürünlerinin burada konumlandığı yer açısından bizim için oldukça önemli bir pazar. Amerika kıtasında Türk firmaları ve Türk ürünleri Avrupa menşeli ürünlerle aynı kalite kategorisinde değerlendiriliyor. Bu algı, fiyat rekabetinde de elimizi güçlendiriyor. Avrupa’daki rakibimiz 10 birim seviyesinde fiyatlandırılıyorsa, burada biz de benzer bir seviyeden rekabet edebiliyoruz. Oysa farklı pazarlarda Türk ürünlerinden daha düşük fiyat beklenebiliyor. Meksika’da ise müşteriler Avrupa kalitesindeki bir ürüne Avrupa seviyesinde fiyat vermeye hazır. Bu bizim açımızdan yalnızca satış hacmi değil, aynı zamanda kârlılık açısından da çok değerli. Önümüzdeki dönemde daha fazla bu tür pazarlara odaklanarak, yüksek kalite ve katma değer üzerinden büyümemiz gerektiğine inanıyoruz.” dedi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu