İstanbul Ofis Kiralarında Tarihi Rekor: 52 Dolar

İstanbul’da ofis kiraları, 2026’nın ikinci çeyreğinde metrekare başına 52 dolara yükseldi. Kira artışında arz ve talep dengesi etkili oldu.

İstanbul’da ofis kiraları, 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 13 artış göstererek metrekare başına aylık 52 dolara ulaştı. Bu artış, sınırlı arz, düşük boşluk oranları ve nitelikli ofislere yönelik yüksek talep ile desteklendi. Ayrıca, yılın ilk yarısında gerçekleştirilen yeni kiralama işlemlerinin hacmi de yüzde 57 oranında bir artış kaydetti.

Cushman & Wakefield | TR International tarafından yayımlanan “Gayrimenkul Pazarı Görünümü” raporu, Türkiye’nin gayrimenkul sektöründeki dinamikleri ve gelişmeleri detaylandırıyor. Rapora göre, İstanbul ofis piyasasında kira seviyeleri tarihi bir zirveye ulaşmış durumda.

İstanbul’daki birincil ofis kiraları, 2026’nın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre dolar bazında yüzde 13 artarak metrekare başına aylık 52 dolara çıktı. Türk Lirası cinsinden ise bu rakam, metrekare başına aylık 2 bin 359 liraya ulaşarak yıllık yüzde 32,6’lık bir artış gösterdi. Bu durum, İstanbul’un en kaliteli ofis bölgelerindeki fiyatlama gücünün ve yukarı yönlü kira eğiliminin sürdüğünü ortaya koyuyor.

Kira seviyelerinde İstanbul’u Ankara ve İzmir takip ediyor. Ankara’da birincil ofis kiraları metrekare başına aylık 25 dolar, İzmir’de ise 22 dolar olarak belirlendi.

İstanbul’da en yüksek ofis kirası 52 dolar ile Levent-Etiler bölgesinde kaydedildi. Bu bölgeyi 40 dolarla Maslak, 35 dolarla Esentepe-Gayrettepe-Zincirlikuyu ve Anadolu Yakası izliyor. Kira artışlarının yanı sıra, yeni kiralama faaliyetlerinde de önemli bir ivme gözlemleniyor. 2026’nın ilk yarısında toplam yeni kiralama hacmi 86 bin 202 metrekareye ulaştı ve geçen yılın aynı dönemine göre metrekare bazında yüzde 57’lik bir artış sağlandı. Veriler, özellikle iyi konumda bulunan ve modern özelliklere sahip A sınıfı ofislere olan talebin güçlü kaldığını gösteriyor.

Türkiye perakende piyasası ise yüksek operasyonel maliyetler ve tüketici harcama gücündeki baskılara rağmen dayanıklılığını sürdürüyor. Markaların yeni mağaza açılışlarını hızlandırmak yerine mevcut mağazalarının verimliliğine odaklandığı görülüyor. Tüketici davranışlarında deneyim, sosyalleşme ve erişilebilir lüks eğilimleri öne çıkıyor. Alışveriş merkezleri (AVM) metrekare verimlilik endeksinde en güçlü performans, yüzde 60,6 ile Kişisel Bakım ve Kozmetik kategorisinde kaydedildi. Bu artış, ekonomik belirsizlik dönemlerinde tüketicilerin kendilerini küçük ve erişilebilir harcamalarla ödüllendirmesi olarak tanımlanan “lipstick effect” ile ilişkilendiriliyor.

Yiyecek ve içecek kategorisi yüzde 30,6 ile enflasyona en yakın büyümeyi gösterirken, hipermarket kategorisindeki artış yüzde 9,1, giyim kategorisindeki artış ise yüzde 15,6 oldu. Ancak, ayakkabı kategorisi yüzde 0,4’lük bir düşüşle gerileyen tek kategori olarak dikkat çekti.

Yılın geri kalanında eğlence, yeme-içme, kişisel bakım ve yaşam tarzı markalarının ağırlığının artması bekleniyor. Ana caddelerde ve birincil alışveriş merkezlerinde kira seviyeleri geçen yılki düzeyini korudu. Ana caddelerde birincil kira seviyesi İstanbul’da metrekare başına aylık 250 dolara, Ankara’da 105 dolara, İzmir’de ise 100 dolara ulaştı. Ancak, haziran ayında AVM ziyaretçi sayısı yıllık bazda yüzde 3,2 geriledi. Bu durum, ziyaretçi trafiğindeki yavaşlamanın tüketici harcamalarındaki temkinli seyrin sürdüğüne işaret ediyor.

Sanayi sektöründe ise artan maliyetler ve küresel rekabetin değişen dinamikleri belirleyici olmaya devam ediyor. Raporda, Türkiye’nin küresel rekabetteki konumunu koruyabilmesi için düşük maliyetli üretim yarışının ötesine geçerek inovasyon, verimlilik ve markalaşma odaklı bir sanayi modeline yönelmesi gerektiği vurgulanıyor. Yeni fabrika ve depo yatırımlarında bir yavaşlama görülürken, A sınıfı lojistik kiralama faaliyetlerinde de düşüş yaşandı. Yılın ilk yarısında toplam lojistik işlem hacmi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 gerileyerek 99 bin metrekare seviyesinde kaldı. Yüksek finansman ve üretim maliyetleri, ekonomik belirsizlikler ve yatırım kararlarının ertelenmesi, lojistik talebindeki düşüşte etkili oldu. Kullanıcıların yeni alan kiralamak yerine mevcut alanlarını daha verimli kullanmayı tercih etmesi de talebin yavaşlamasında rol oynadı.

Raporun ekonomik değerlendirmesine göre, 2026’nın ilk yarısı; ABD-İran savaşı, enerji arzına yönelik riskler ve korumacı ticaret politikalarının etkisi altında geçti. Türkiye’de dezenflasyon süreci devam ederken ekonomik dengelenme daha belirgin hale geldi. Küresel ekonomilerde enflasyon görünümüne ilişkin belirsizliklerin sürmesi nedeniyle merkez bankalarının temkinli duruşlarını koruduğu belirtiliyor. Küresel finansal koşulların yılın ikinci yarısında da sıkı seyretmesi bekleniyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu