Yeditepe Üniversitesi Öğrencileri ‘Bernarda Alba’nın Evi’ni Sahneledi
Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü öğrencileri, Lorca’nın ‘Bernarda Alba’nın Evi’ eserini sahneye taşıdı.
İO Uluslararası Tiyatro Festivali çerçevesinde gerçekleştirilen Üniversiteler Arası Tiyatro Buluşmaları’nda, Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölümü öğrencileri, ünlü yazar Federico Garcia Lorca’nın eserlerinden biri olan “Bernarda Alba’nın Evi”ni DasDas Sahne’de sanatseverlerle buluşturdu.
Ahmet Bülent Acar’ın yönetmenliğinde sahnelenen oyun, Lorca’nın otorite, baskı, özgürlük ve kadınların toplumsal konumunu ele alan temalarını işliyor. Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü öğrencilerinin dönem projesi olarak hazırladığı oyunda, 16 kişilik bir oyuncu kadrosu yer aldı. Kostüm tasarımı Arzum Gökçe ve Ezgisu Göylüsün tarafından yapılırken, ışık tasarımını Onur Yıldız ile Zeynep Engin üstlendi. Dekor çalışmaları ise ekip çalışmasıyla gerçekleştirildi.
‘Lorca’nın Natüralist Anlayışla Kaleme Aldığı Tek Oyunu’
Yönetmen Ahmet Bülent Acar, öğrencileriyle birlikte Lorca’nın bu önemli eserini sahnelemenin kendisi için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu ifade etti. Acar, “Bu yıl üçüncü sınıf tiyatro bölümü öğrencileriyle birlikte ‘Bernarda Alba’nın Evi’ni sahneledik. Bu eser, Lorca’nın şiirsel değil, natüralist bir anlayışla yazdığı tek oyunudur. Tamamen kadınlardan oluşan bir ekiple böyle bir tiyatro klasiğini sahnelemekten dolayı çok mutluyum” dedi.
‘Kadının Sıkışmışlığını Anlatıyor’
Acar, festival kapsamında bu oyunu seçme sebeplerini de açıkladı: “Bu oyun, kadınların toplum içindeki baskılanmasını ve ikinci plana itilmesini ele alıyor. Hayatımda ilk kez böyle bir kadın odaklı oyunu sahneledim. Metnin derinliği ve içerdiği mesaj, projeyi çalıştıkça daha da ilgi çekici hale getirdi” dedi. Sahneleme anlayışlarının metnin özünü korumaya yönelik olduğunu vurgulayan Acar, “Lorca’nın anlatmak istediği derinliği anlamaya çalıştık. Bu, doğrudan bir mesaj vermekten ziyade, baskı altında kalan kadınların karşılaşabileceği trajediyi gözler önüne seren bir oyun. Genç oyuncularla bunu yorumlamaya çalıştık. Amacımız, Lorca’nın yarattığı atmosferi ve iletmek istediğini doğru bir şekilde yansıtabilmekti” şeklinde konuştu.
‘Öğrencilerin Eğitim Sürecinin Önemli Bir Parçası’
Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölüm Başkanı Prof. Dr. Metin Balay, bu oyunun üçüncü sınıf öğrencilerinin eğitim sürecinin kritik bir parçası olduğunu belirtti. Balay, “Öğrencilerimizin sahneye koyduğu Federico Garcia Lorca’nın ‘Bernarda Alba’nın Evi’ oyunu ile tekrar seyirci karşısındayız. 16 öğrencimiz bu projede yer aldı ve eser, öğretim görevlimiz Ahmet Bülent Acar tarafından sahneye konuldu. Bu gösterim, bu yıl bizim için özel bir anlam taşıyor” dedi.
‘Oyunculuğun Dünyaya Söylenecek Bir Söz Olduğuna İnanıyoruz’
Tiyatro Bölümü’nün eğitim felsefesine değinen Balay, “Bölümümüz, dünyayla ilişkisi olan ve düşünsel derinliği güçlü oyuncular yetiştirmeye odaklanmaktadır. Oyunculuğu sadece bir yetenek veya taklit olarak görmüyoruz; aynı zamanda dünyaya söylenecek bir söz olarak değerlendiriyoruz. Bu nedenle, bu anlayışa uygun oyunlar sahnelemeye özen gösteriyoruz” ifadelerini kullandı. Bölümde yaklaşık 100 öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Balay, kuramsal ve uygulamalı dersleri dengeli bir şekilde yürütmeye çalıştıklarını vurguladı.
‘16 Kadın Öğrencimiz Oynuyor’
Balay, oyunun hazırlık süreci hakkında bilgi verirken, “Bu oyunda 16 kadın öğrencimiz birlikte çalıştı. Sahnede aynı anda 13 oyuncu yer alıyor, diğer öğrenciler ise sahne arkasında ekibin bir parçası olarak görev alıyor. Ahmet Bülent Acar hocamızın liderliğinde başarılı bir eğitim dönemi geçirdiğimizi düşünüyoruz. Bizim için en önemli olan, sahneye çıkmak ve bunu eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak deneyimlemektir” dedi.
Oyunda Adela karakterini canlandıran Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü öğrencisi Esma Nur Karahan, “Bu karakterde beni en çok etkileyen şey, özgürlük arayışı oldu. Bernarda adlı annenin kızlarını eve kapatması ve Adela’nın bu baskı altında kendi özgürlüğünü araması anlatılıyor. Bu nedenle benim için önemli bir rol oldu” diye belirtti.
‘Özgürlükleri Kısıtlanmış Genç Kızları Anlatmak İstiyoruz’
Karahan, oyunun vermek istediği mesajı ise şöyle açıkladı: “Seyirciye, baskı altında kalan ve özgürlükleri kısıtlanmış genç kızların yaşadıklarını anlatmak istiyoruz. Ataerkil düzende görünmeyen, sesi duyulmayan kız çocuklarının bu baskılar nedeniyle kendilerini ifade edememesi ve bunun olumsuz sonuçları üzerinde durmaya çalışıyoruz.”
Amelia karakterini canlandıran Zeynep Engin ise, “Amelia, Bernarda Alba’nın baskıcı düzeninde sessizliği ve itaati benimsemiş bir karakterdir. Bu, kendi tercihleriyle değil, arzularının bile farkına varmadan sisteme uyum sağlayarak yaşadığı bir durumdur. Ataerkil düzende silikleşmiş bir kadın kimliğini temsil ediyor” dedi. Engin, karaktere hazırlanırken kendi bakış açısının değiştiğini belirterek, “Bu karakter bana başlangıçta uzak geldiği için çalışırken zorlandım. Ancak süreç içerisinde, bu düzene uyum sağlamaya çalışan kadınlara yargılamadan bakmayı öğrendim. Çünkü toplumumuzda hayatını bu şekilde sürdüren ve sonlandıran milyonlarca kadın var. Belki de onlar bunun bir tercih olmadığının bile farkına varmadan yaşıyorlar. Kendi hayatıma bakışımda bu yargıyı kırmak, benim için bu çalışmanın en büyük kazanımı oldu” diye konuştu.




