CHP’den Varlık Barışı Teklifine Sert Eleştiri
CHP, varlık barışı düzenlemesine karşı muhalefet şerhi vererek, yasama sürecindeki eksiklikleri vurguladı.
CHP’nin Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri, 7 farklı kanunda değişiklik ve “varlık barışı” düzenlemesini içeren “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne muhalefet şerhi sundu. AKP tarafından geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan ve Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen teklifin, TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerine salı günü başlanması bekleniyor.
Muhalefet şerhinde, teklifin usul açısından ciddi eksiklikler taşıdığına dikkat çekilerek, birbirleriyle ilgisiz konuların tek bir metinde bir araya getirilmesinin yaygınlaştığı ifade edildi. Bu durumun vatandaşlar için mağduriyet yarattığı belirtilirken, “Konu bütünlüğü ve iç tutarlılığı olmayan torba kanun düzenlemesi, Meclis çalışmalarında komisyon düzeyinde ihtisaslaşmayı anlamsız hale getirmekte ve hem milletvekillerinin hem de komisyonların kapasitesinin çok gerisinde bir yasama süreci ortaya çıkmaktadır. Bu durum, parlamento çalışmalarının kalitesini zayıflatmaktadır” denildi.
Ayrıca teklifin, ilgili komisyonlardan biri olan Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşülmemesi ve İçtüzüğün belirlediği 48 saatlik bekleme süresine uyulmaması da yasama kalitesini düşüren unsurlar arasında sayıldı.
Şerhte, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin mevcut uygulamalarının TBMM’yi işlevsiz hale getirdiği vurgulanarak, yasama önerilerinin milletvekilleri aracılığıyla Saray veya bakanlık bürokrasisi tarafından hazırlandığı ifade edildi. Yasa önerilerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklandıktan sonra Meclis’e gelmesinin, yasama özerkliğinin kaybolduğunun bir göstergesi olduğu belirtildi. “Yasa önerisi aşamasında başlayan yasama zaafı, TBMM’yi nitelikli yasa yapma hak ve yükümlülüğünden alıkoymaktadır” denildi.
Teklifin genel değerlendirmesinde, düzenlemelerin dış kaynak ihtiyacını karşılamak ve sıcak parayı teşvik etmek amacı taşıdığı, ancak vergi avantajlarının sınırlı bir kesime sunulmasının yanı sıra kaynağı belirsiz olabilecek kazançların “sorgulanmadan ve denetlemeden” Türkiye’ye girişini kolaylaştıracağı vurgulandı. Şerhte, “Bu düzenleme, Türkiye’nin vergi cennetleri ile mücadele etmek yerine kendisinin vergi cenneti olma kararını verdiği anlamına gelmektedir. Ayrıca, Türkiye’de olmasına rağmen çeşitli yöntemlerle vergisiz ve kayıtsız bir şekilde yurtdışına transfer edilen kaynakların, ‘Sürekli ve kesintisiz Varlık Barışı uygulaması’ adı altında ülkeye vergisiz ve denetimsiz olarak aktarılmasına neden olabileceği kaydedildi.”
Türkiye’de asgari ücretin en düşük ücret olmaktan çıkıp ortalama ücret haline geldiği, çalışanların neredeyse yarısının ücretlerinin asgari ücret seviyesinde olduğu, ayrıca Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. maddesindeki mevcut durum göz önüne alındığında, teklifin bazı maddelerinin ödeme gücü, vergi adaleti ve hukukun önünde eşitlik ilkeleri açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. AKP hükümetinin uyguladığı kontrollü düşük kur politikası, bazı sektörlerdeki üreticileri ve ihracatçıları zor durumda bırakmış, iflaslar, konkardato ve işten çıkarmalar yaşanmıştır.
Varlık barışı düzenlemesine yönelik eleştirilerde, bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu ve kaynağı belirsiz paraların denetimsiz girişine yol açacağı ifade edildi. Şerhte, “Bu kadar sık yeniden yapılandırma ve varlık barışı düzenlemesi yapan bir ülkede, hiçbir vatandaşın yurt dışındaki varlığını güvenle yurt içine aktarması beklenemez. Yurt dışına giden varlığın nedeni Türkiye’deki ekonomik istikrarsızlık, hukuk sistemindeki aksaklıklar ve siyasal istikrarsızlıktır” denildi. Ayrıca, düzenlemenin şartların sağlandığı takdirde vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmamasını öngörmesinin, kara para ile mücadeleyi zorlaştıracağı vurgulandı.
Muhalefet şerhinde, Türkiye ekonomisinin bütçe ve cari açık açısından “ikiz açık” kıskacında olduğu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2026 yılı enflasyon hedeflerinin tutmasının imkansız hale geldiği ifade edildi. Hükümetin Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerinin gerçekçi olmadığı savunuldu. İktidarın dezenflasyon politikası, imalat sanayisinde iflaslara ve işsizlik oranlarının artmasına neden olduğu belirtilirken, tarım sektörünün milli gelirden aldığı payın yüzde 5,2 ile tarihi dip seviyesine gerilediği hatırlatıldı.
Teklifte İstanbul Finans Merkezi’nde (İFM) çalışan nitelikli personelin ücretlerine getirilen vergi istisnalarının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu vurgulandı. İFM içindeki bir personelin ücretine brüt asgari ücretin 5 katı, dışındakilere ise 3 katı istisna uygulanmasının Anayasa’nın “vergi ödevi” ve “eşitlik” ilkelerine aykırı olduğu ifade edildi.




