Genetik Ayıklama ile Kromozom Bozuklukları ve Tek Gen Hastalıkları Önlenebilir

Genetik ayıklama ile kromozom bozuklukları ve tek gen hastalıklarının önlenmesi mümkün hale geliyor.

Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Vakfı’nın Başkanı Prof. Dr. Gürkan Bozdağ, genetik ayıklama yöntemlerinin Down sendromu gibi kromozom bozuklukları ile SMA, talasemi ve kistik fibrozis gibi tek gen hastalıklarının önlenmesinde kritik bir rol oynadığını ifade etti. Bozdağ, yapay zeka destekli embriyo seçiminin bu süreçte önemli bir yardımcı olduğunu belirtti.

Yapay zekanın tüp bebek tedavisinde embriyo seçimi ve tedavi planlamasında giderek daha fazla kullanılmaya başlandığını dile getiren Bozdağ, embriyoların gelişim süreçlerinin özel sistemlerle izlendiğini ve yapay zekanın hangi embriyonun daha yüksek gebelik şansı taşıdığını tahmin edebildiğini aktardı. Ancak, hekimlerin deneyimlerinin ve hastaya özgü faktörlerin de bu süreçte belirleyici olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Bozdağ, yapay zekanın embriyo gelişimindeki anormallikleri ve gebelik sürecindeki riskleri daha erken tespit edebildiğini belirterek, bu teknolojinin tıpta devrim niteliğinde bir değişim sağladığını ifade etti. Verilerin hızlı analiz edilmesi ve detayların hızlı bir şekilde yakalanmasının, standart tedavi planlarının oluşturulmasına yardımcı olduğunu söyledi. Ancak, yapay zekanın hekimlerin yerini almasının mümkün olmadığını, daha iyi bu teknolojiyi kullanabilen hekimlerin öne çıkacağını belirtti.

Prof. Dr. Bozdağ, yapay zekanın tedavi planlamasında başarı olasılığını tahmin ederek yardımcı olabileceğini, yeni çalışmaların ise daha önce kullanılmayan değişkenlerin yumurtalık cevaplarını belirlemede etkili olabileceğini ortaya koyduğunu aktardı. Ayrıca, hasta verilerinin korunmasının önemine de değinerek, ailelerin bu konudaki endişelerini haklı bulduğunu ifade etti. Risklerin doğru bir şekilde yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Bozdağ, siber güvenlik alanındaki ilerlemelerin bu endişeleri azaltacağına inandığını belirtti.

Genetik ayıklamanın tüp bebek tedavisinde ciddi hastalıkların önlenmesine yardımcı olduğunu ifade eden Bozdağ, bu yöntemin özellikle anne yaşı 38 ve üzerindeki durumlarda önem kazandığını, akraba evliliklerinde ise tek gen hastalıklarının artabileceğini belirtti. Ailelerin genetik tarama testleri ile ortak hastalık taşıyıcılığının tespit edilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak bu uygulamaların tüp bebek yöntemi ile yapılması gerektiğini ve az da olsa yanılma payının bulunduğunu hatırlattı.

“Tasarım bebek” endişelerinin de gündeme geldiğini belirten Bozdağ, bu konuda birçok ülkede hukuki ve etik sınırlamalar olduğunu ifade etti. Genetik çalışmaların tanısal amaçlı kullanımına izin verildiğini, ancak tedaviye yönelik gen düzeltme yaklaşımlarının hastalıkların yeni nesillerde ortadan kaldırılmasına yardımcı olabileceğini dile getirdi.

TFRM Üreme Endokrinolojisi Özel İlgi Grubu Koordinatörü Prof. Dr. Kübra Boynukalın, doğurganlık koruyucu yöntemlerin bireylerin üreme potansiyellerini ileri yaşlara taşıyabileceğini belirtti. Türkiye’de doğurganlık hızındaki düşüşün, nüfus yaşlanmasını beraberinde getirdiğini ifade eden Boynukalın, bu durumun sağlık kaynaklarına olan ihtiyacı artıracağını vurguladı. Yumurta dondurma gibi doğurganlık koruma yöntemlerinin, bireylerin kariyer planlamaları veya tıbbi nedenlerle doğurganlık riskini azaltmalarına yardımcı olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Sezcan Mümüşoğlu ise gebelik yaşının ilerlemesinin kromozomal anomalilerin ve genetik hastalıkların riskini artırdığını ifade etti. Modern tıptaki prenatal tarama testleri ve genetik testler sayesinde bu risklerin erken dönemde tespit edilebildiğini belirtti. Mümüşoğlu, üreme sağlığının yalnızca gebelik planlandığında değil, yaşamın erken dönemlerinden itibaren korunması gereken bir alan olduğunu vurguladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu