Hurdacılar altın çağını yaşıyor: Enkazdan servet
Hurdacılar altın çağını yaşıyor: İstanbul’daki kentsel dönüşümde demir, bakır, pirinç ve alüminyum gibi malzemeler önemli bir ekonomik değere dönüşüyor.
İstanbul’da kentsel dönüşüm çalışmaları eski binaların yenilenmesini hızlandırırken, yıkım sürecinin arka planında büyüyen hurda ekonomisini de görünür hale getiriyor. Apartmanlardan çıkan pek çok malzeme, yeniden kullanım veya geri dönüşüm yoluyla ekonomik değere dönüşüyor.
Kombiler, kalorifer petekleri, termosifonlar, mutfak evyeleri, musluk ve bataryalar, elektrik kabloları, metal kapılar, korkuluklar, alüminyum doğramalar ve çeşitli tesisat parçaları bu kapsamda değerlendiriliyor. Ancak en yüksek hacimli kalemlerden birini, betonarme yapıdan ayrıştırılan inşaat demiri oluşturuyor.
Malzemelerin ayrıştırılması mevzuatla düzenleniyor
Eski binalardaki parçaların sökülerek değerlendirilmesi yalnızca hurdacıların uyguladığı ticari bir yöntem değil. Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik, geri kazanılabilir malzemelerin yıkım sırasında kaynağında ayrılmasını; öncelikle yeniden kullanılmasını, bu mümkün değilse geri dönüştürülmesini öngörüyor.
Yönetmeliğin seçici yıkıma ilişkin 15’inci maddesinde, yıkımdan önce kapı ve pencerelerden lavabo, küvet ve diğer sıhhi tesisat ürünlerine kadar çeşitli malzemelerin ayrılması düzenleniyor. Metal, ahşap, cam ve doğal taş kaplamaların da yeniden kullanılabilir olanlarının ayrıştırılması, geri kazanılabilir atıkların ise birbirine karıştırılmaması gerekiyor.
Hurdanın kime ait olduğu sözleşmeye bağlı
Yıkılan bir binadan çıkan hurdaların otomatik olarak müteahhide ait olduğu yönünde genel bir kural bulunmuyor. Bu konuda maliklerle müteahhit arasında imzalanan sözleşmenin hükümleri belirleyici oluyor. Sözleşmede hurda gelirinin müteahhide bırakılacağı belirtilmişse, malzemelerin ekonomik değerine ilişkin paylaşım da bu düzenlemeye göre yapılıyor.
Uygulamada müteahhit, yıkım firmasına ödeyeceği bedeli azaltmak için binadan çıkacak değerli malzemeleri firmaya bırakabiliyor. Yıkım şirketi de söküp ayrıştırdığı parçaları hurda piyasasında satışa sunuyor.
Bakır ve pirinç yüksek değer taşıyor
Güncel hurda listelerinde soyma bakırın kilogram fiyatı yaklaşık 678-685 lira aralığında görülüyor. DKP demir 17 lira, ekstra demir 16 lira, karışık demir ise 14 lira seviyesinde işlem görüyor. Alüminyumun fiyatı ise ürünün türüne göre daha yüksek seviyelere çıkabiliyor.
Musluk ve bataryalarda kullanılan pirinç de dikkat çeken malzemeler arasında yer alıyor. Güncel listelerde musluk hurdası ile batarya, vana ve su saati hurdasının kilogram fiyatı yaklaşık 306 lira seviyesinde bulunuyor.
20 daireli, beş katlı ve yaklaşık bin 500 ila 2 bin metrekare büyüklüğündeki eski bir apartmanın taşıyıcı sisteminde 27-68 ton arasında brüt inşaat demiri bulunabiliyor. Bunun tamamı söküm sırasında geri kazanılamasa da petekler, metal kapılar ve korkuluklar toplam miktarı artırabiliyor. Bakır kablo, tesisat parçaları, pirinç musluk ve bataryalar ile alüminyum doğramalar ise düşük ağırlıklarına karşın yüksek birim değerleriyle öne çıkıyor.
Çalışan kombiler ikinci el piyasasına gidiyor
Yıkılacak binalardaki kombi ve kalorifer petekleri de hurda ekonomisinin önemli unsurları arasında bulunuyor. Çalışır durumdaki kombiler dikkatli biçimde sökülerek ikinci el piyasasında satılabiliyor. Kullanılamayacak durumdaki cihazlar ise bakır, pirinç, alüminyum ve çelik parçalarına ayrılarak hurdaya gönderiliyor.
Sağlam kalorifer petekleri yeniden kullanılabilirken, paslanmış veya hasar görmüş olanlar kilogram üzerinden demir-çelik hurdası olarak değerlendiriliyor. Böylece kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan her bina, yalnızca yeni bir yapı alanı değil, aynı zamanda farklı metallerin ve yapı malzemelerinin ekonomiye yeniden kazandırıldığı bir kaynak haline geliyor.




