Kedi ve Köpeklerde Anestezi Yöntemleri ve Süreçleri
Kedi ve köpeklerde anestezi yöntemleri, uygulama süreçleri ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler.
Akademi Hayvan Hastanesi’nden Doç. Dr. Cem Perk, kedi ve köpeklerde anestezi yöntemleri ve bu süreçlerin öncesi ve sonrasına dair önemli bilgileri paylaştı.
Anestezi, eski Yunanca kökenli bir terim olup, ‘yokluk’ ve ‘his’ anlamına gelen kelimelerin birleşiminden oluşmaktadır. Almanya’da bu kavram narkoz olarak adlandırılmaktadır. Kedi ve köpeklerde anestezi uygulamaları, gerçekleştirilecek tıbbi işlemin türüne göre lokal veya genel anestezi şeklinde uygulanmaktadır.
Lokal anestezi, hayvanın bilinç kaybı olmaksızın sadece işlem yapılacak bölgenin hissizleştirilmesi anlamına gelir. Bu yöntem, genellikle küçük çaplı ve kısa süreli operasyonlar için tercih edilmektedir. Örneğin, dikiş atma, küçük tümörlerin çıkarılması, göbek fıtığı onarımları ve biyopsi gibi işlemler lokal anestezi ile yapılabilir.
Lokal anestezi uygulanacak olan kedi veya köpeğin sakin bir mizaca sahip olması önemlidir. Agresif ve hırçın hayvanlarda bu yöntemin uygulanması zordur çünkü bilinç ve refleksler kaybolmadığı için hayvan, tutulmaya karşı tepki verebilir. Bu durum, hem hayvana hem de personele zarar verebilir. Özellikle agresif kediler için lokal anestezi uygun bir seçenek değildir.
Daha uzun süreli ve kapsamlı işlemler, MR ve tomografi çekimleri ile endoskopi uygulamaları ise genel anestezi altında gerçekleştirilir. Genel anestezi, merkezi sinir sisteminin baskılanmasıyla oluşan bilinçsizlik, hareketsizlik, kas gevşemesi ve ağrı duyusunun kaybolmasıyla derin bir uyku halidir. İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda da genel anestezi öncesinde değerlendirme ve hazırlık sürecinin tamamlanması gerekmektedir. Bu aşamada, hayvan sahibine çeşitli sorular yöneltilir.
Hayvana anestezi uygulanabilmesi için, öncelikle sağlık durumu hakkında bilgi alınır. Hayvanın son günlerde herhangi bir sağlık sorunu yaşayıp yaşamadığı, medikal veya cerrahi bir işlem yapılıp yapılmadığı sorgulanır. Ayrıca, iştahsızlık, ishal, kusma veya ateş gibi belirtilerin olup olmadığı ve varsa ilaç alerjileri hakkında bilgi toplanır. Sonrasında, hayvanın klinik muayenesi yapılır ve kan parametreleri kontrol edilir. Yaşlı ve riskli hastalarda akciğer röntgeni, EKG ve ultrason gibi ek tetkikler yapılması gerekebilir. Tüm bu veriler ışığında, hayvana anestezi uygulanıp uygulanamayacağına karar verilir ve uygun anestezi protokolü belirlenir. Günümüzde yaşlı, kardiyolojik sorunları olan veya böbrek yetmezliği bulunan hayvanlarda bile uygun anestezi protokolleri ile anestezi uygulanabilmektedir. Genel anestezi uygulanacak hayvanların, işlemden 12 saat önce aç bırakılması gerekmektedir; su ise operasyondan bir saat öncesine kadar verilebilir.
Anestezi için kullanılan ilaçların etkileri, enjeksiyon yoluyla uygulanabildiği gibi anestezi cihazlarıyla da sağlanabilir. İnhalasyon anestezisi olarak bilinen bu yöntemde, anestezik gaz hayvana solunum yoluyla ulaştırılır ve bu yöntem günümüzde veteriner anesteziyolojisinde en modern ve güvenilir yöntem olarak kabul edilmektedir. Anestezik gazın kesilmesiyle birlikte, akciğerler oksijenle yıkanır ve hayvan kısa sürede uyanır. Anestezik gaz, metabolize olmadan doğrudan solunum yoluyla atılırken, enjeksiyonla uygulanan anestezikler karaciğerde parçalanıp böbrekler aracılığıyla atılmaktadır. Bu nedenle, yaşlı ve anestezi riski yüksek olan hayvanlar için enjeksiyonla uygulanan anestezikler uygun değildir.
Anestezi sonrası süreçte, hayvanın vücut ısısı birkaç derece düşer ve bu nedenle hayvanlar titreyerek uyanabilir. Kedi ve köpeklerde uyanma ortamının sıcaklığı 22 derece olmalı ve üşüyen hayvanların üstü örtülmelidir. Genel anesteziden uyanan hayvanlara, yutkunma refleksi geri gelmeden ağızdan bir şey verilmemelidir. Tamamen uyandıktan sonra önce su, ardından sıvı gıdalar verilmesi önerilir. Ertesi gün normal katı beslenmeye geçilebilir. Yaşlı hayvanlar, anesteziyi sorunsuz geçirmiş olsalar bile, olası bir böbrek yetmezliği gelişmemesi için birkaç gün boyunca serumla desteklenmelidir.




