Ergenlerde Skolyoz Riski: Uzun Süreli Oturumların Etkisi

Uzun süre masa başında oturmanın ve cihaz kullanımının ergenlerde skolyoz riskini artırdığına dikkat çekiliyor.

Milyonlarca öğrenci, sınav maratonu sırasında günlerinin büyük bir kısmını masa başında geçiriyor. Bu uzun süreli oturumlar ve artan telefon-tablet kullanımı, omurga sağlığını tehdit eden önemli bir faktör haline geliyor. Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklar, skolyoz riski altında bulunuyor.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Özkunt, skolyozun omurganın önden veya arkadan bakıldığında düz olması gerekirken yana doğru eğilmesi olduğunu belirtiyor. Özkunt, “Bu durum yalnızca omurganın yana eğilmesiyle sınırlı değildir; omurların kendi etrafında dönmesi de bu duruma eşlik eder ve vücutta çeşitli asimetriler yaratır” şeklinde açıklama yaptı.

Skolyozun sadece uzun süre masa başında oturmaktan kaynaklanmadığını, ancak yanlış oturma alışkanlıklarının omurga üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Özkunt, “Uygunsuz pozisyonda oturmak, omurgaya normalden daha fazla yük bindirir. Bu durum, sırt ve bel ağrılarına yol açarken, var olan skolyozun ilerlemesine ve belirgin duruş bozukluklarına neden olabilir. Öğrencilerin çalışma ergonomisine dikkat etmesi son derece önemlidir” dedi.

Skolyozun ilerleyici bir hastalık olabileceğine dikkat çeken Özkunt, bu rahatsızlığın en sık ergenlik döneminde görüldüğünü, ancak her yaş grubunda ortaya çıkabileceğini dile getirdi. Özellikle 10-16 yaş aralığında başlayan skolyozun, 11-14 yaş döneminde hızlı büyüme ile birlikte kritik bir döneme girdiğini vurguladı.

Kız çocuklarında ilk adet döneminin başladığı yılların eğriliğin ilerlemesi açısından dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Özkunt, günümüzde skolyoz görülme sıklığındaki artışın, ailelerin ve çocukların konu hakkında daha bilinçli hale gelmesi ve erken dönemde sağlık kuruluşlarına başvurmasıyla ilgili olduğunu ifade etti.

Uzun süre telefon ve tablet kullanımının da omurga sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Özkunt, “Çocuklar saatlerce bu cihazların karşısında vakit geçiriyor. Aynı pozisyonda uzun süre kalmak, boyun, sırt ve bel ağrılarını artırıyor. Duruş bozukluğu tek başına skolyoza dönüşmez, ancak omurgaya yanlış yük binmesi mevcut eğriliğin ilerlemesine neden olabilir” dedi.

Skolyozun erken dönemde bazı fiziksel belirtilerle fark edilebileceğini söyleyen Özkunt, ebeveynlere dikkat etmeleri gereken bazı uyarılarda bulundu. Bu belirtiler arasında bir omuzun diğerinden yüksek olması, kürek kemiklerinde belirgin asimetri, bel kıvrımlarındaki eşitsizlik, gövdenin bir yana kayması ve öne eğilince sırtın bir tarafında belirgin çıkıntı oluşması yer alıyor.

Skolyoz tedavisinin, eğriliğin derecesine ve hastanın yaşına göre planlandığını belirten Prof. Dr. Özkunt, her skolyoz hastasının ameliyat gerektirmediğini ifade etti. Eğriliğin 40 derecenin üzerine çıkması, hızlı ilerleme göstermesi veya korse tedavisine rağmen artmaya devam etmesi durumunda cerrahi müdahalenin gündeme gelebileceğini söyledi. Erken teşhisin cerrahi gereksinimi önemli ölçüde azaltabileceğini vurgulayan Özkunt, omurga sağlığını koruyan mucizevi bir ilaç veya takviye olmadığını, düzenli egzersizin en etkili koruyucu yöntem olduğunu belirtti. Uzun süre aynı pozisyonda kalmamak ve omurgayı aşırı yüklenmelerden korumak büyük önem taşıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu