Türkiye’de indirim perakendesi doygunluğa ulaştı

BİM, A101 ve ŞOK’un büyümesiyle Türkiye’de indirim perakendesi doygunluğa ulaştı. Yeni rekabetin odağında e-ticaret ve özel markalar bulunuyor.

Türkiye’de organize gıda perakendesi, son 30 yılda yaşadığı dönüşümle yerli zincirleri mağaza sayısı bakımından dünyanın önde gelen oyuncuları arasına taşıdı. BİM, A101 ve ŞOK’un küresel ölçekte en fazla mağazaya sahip süpermarket zincirleri arasında yer almasını değerlendiren Retail Türkiye Dergisi Editörü Cengiz Çambel, bu büyümede ekonomik koşulların ve indirim marketlerinin yayılma stratejisinin belirleyici olduğunu söyledi.

Çambel’e göre indirim marketlerinin yükselişi 1990’lı yılların ortasında başladı. Organize perakendenin yeni geliştiği dönemde BİM, A101 ve ŞOK, perakende mevzuatının sınırlı olmasının da etkisiyle Türkiye’nin il, ilçe ve mahallelerinde hızla mağaza açtı. Ekonomik krizler ve düşen alım gücü ise tüketiciyi düşük fiyatlı ürünlere yönelterek bu zincirlerin büyümesini hızlandırdı.

Türkiye’deki modelin Avrupa’daki örneklerden farklı bir çizgide geliştiğini belirten Çambel, Almanya merkezli Aldi ve Lidl’in İkinci Dünya Savaşı sonrasında ekonomik zorlukların etkisiyle büyüdüğünü, ancak Almanya’daki perakende düzenlemeleri nedeniyle Türkiye’deki kadar yaygın bir mağaza ağı kuramadığını ifade etti.

Türkiye’de indirim marketlerinin ulaştığı yüksek mağaza yoğunluğunun yabancı zincirlerin pazara ilgisini de azalttığını savunan Çambel, ülkeye giren bazı uluslararası markaların güçlü yerli rekabet karşısında faaliyetlerini sürdüremeyerek çekildiğini söyledi. Booker, SPAR, Real, Continent ve Prisunic gibi gıda zincirlerinin yanı sıra Best Buy da Türkiye pazarından ayrılan markalar arasında gösterildi.

BİM’in 14 binin üzerindeki mağazasıyla dünyanın en büyük perakende zincirleri arasına girmesini ayrıca değerlendiren Çambel, şirketin iş modelinin akademik incelemelere konu olabilecek nitelikte olduğunu belirtti. Çambel, kurucu Aziz Zapsu döneminde oluşturulan sistemde Aldi’nin temel ilkelerinden yararlanıldığını, market markalı ürünlerin kalite ve fiyat avantajının da şirketin başarısında etkili olduğunu kaydetti. BİM’in halka arz sonrasında güçlendiğini ve Fas ile Mısır’da mağazalar açtığını da hatırlattı.

Çambel, mağaza sayısının tek başına başarı ölçütü olmadığını vurguladı. Geçmişte hızlı büyüyen bazı zincirlerin faaliyetlerini sürdüremediğini belirten Çambel, Konya merkezli Adese ve Ankara merkezli Makromarket örneklerini verdi. Ona göre kalıcı başarı, mağaza sayısının yanı sıra verimlilik ve sürdürülebilir finansal yapı gerektiriyor.

Türkiye’nin genç nüfus yapısının geçmişte yabancı perakendecilerin ilgisini çektiğini belirten Çambel, buna karşın yerli şirketlerin güçlü rekabet kapasitesinin birçok uluslararası markanın pazarda tutunmasını zorlaştırdığını ifade etti. Sosyal medyada Lidl’ın Türkiye’ye gelebileceği yönündeki tartışmaları da değerlendiren Çambel, BİM, A101 ve ŞOK’un oluşturduğu rekabet ortamı nedeniyle Alman zincirin Türkiye pazarına girmesini düşük ihtimal olarak gördüğünü söyledi.

Enflasyon ve ekonomik krizlerin, tüketicinin fiyat hassasiyetini artırarak indirim perakendesi için uygun bir zemin oluşturduğunu kaydeden Çambel, düşük fiyatlı ve market markalı ürünlerin talebi desteklediğini belirtti. Ancak BİM, A101 ve ŞOK’un toplam mağaza sayısının 38 bini aşmasının ardından bu alandaki büyüme potansiyelinin önemli ölçüde daraldığını savundu.

Çambel, indirim marketlerinin Türkiye’nin hemen her il, ilçe ve mahallesine ulaştığını, bazı köylerde dahi mağazaların bulunduğunu belirterek indirim perakendesi açısından pazarın doygunluğa yaklaştığını söyledi. Bununla birlikte, büyük metrekareli mağazacılık alanında hâlâ yatırım fırsatlarının bulunduğunu ifade etti.

İç pazardaki büyüme alanının daralmasının Türk zincirlerini yurt dışına yöneltip yöneltmeyeceği konusunda ise Çambel temkinli bir tablo çizdi. Türk gıda perakendecilerinin uluslararası yatırımlarda çekingen davrandığını belirten Çambel, BİM’in Fas ve Mısır’daki faaliyetlerini bu alandaki sınırlı örneklerden biri olarak gösterdi.

Önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca mağaza sayısı üzerinden yürümeyeceğini belirten Çambel, şirketlerin mağaza verimliliği, e-ticaret ve özel markalı ürünlere daha fazla odaklanması gerektiğini söyledi. E-ticaret platformları ile gıda perakendecileri arasındaki iş birliklerinin önem kazanacağını kaydeden Çambel, ürünlerde kalite-fiyat dengesinin de pazarın geleceğinde belirleyici olacağını ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu