Borç Yükü Artıyor, Büyüme Vatandaşa Yansımıyor mu?
Türk ekonomisinde borç yükü artarken, büyümenin vatandaşa etkisi sorgulanıyor. Gelir artışı borç baskısını hafifletmiyor.
Türk ekonomisinde, hane bütçeleri üzerinde uzun süredir devam eden borç baskısı, 2026 yılı itibarıyla şirket bilançolarında da belirgin bir şekilde hissedilmeye başlandı. Faiz oranlarının yükselmesi, iç talepteki zayıflama, artan işletme maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan zorluklar, reel sektörün ödeme kabiliyetini olumsuz etkiliyor. Bankacılık sistemindeki takipteki alacak verileri de bu durumun şirket bilançolarına daha sert bir şekilde yansıdığını gösteriyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun verilerine göre, TL cinsinden kredilerde takipteki alacak hacmi 683 milyar liraya ulaşırken, bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 84.61 oranında bir artış anlamına geliyor. Özellikle dikkat çeken bir durum, şirket kredilerindeki bozulmanın, tüketici tarafındaki artışı geçmesidir. TL cinsinden taksitli ticari kredilerde takipteki alacak hacmi bir yılda yüzde 122 artarak 119 milyar liraya yükselirken, KOBİ kredilerinde bu rakam yüzde 120 artışla 239 milyar liraya ulaşmıştır.
Konkordato İlanlarında Artış
Analistlere göre mevcut durum, şirketlerin yalnızca yeni krediye ulaşmada değil, mevcut borçlarını çevirmekte de ciddi zorluklar yaşadığını ortaya koyuyor. Bankaların 90 günden fazla geciken anapara veya faiz ödemelerini takipteki alacak olarak sınıflandırdığı göz önüne alındığında, veriler reel sektördeki nakit akışının giderek daha kırılgan hale geldiğine işaret ediyor. KOBİ’lerdeki bozulma, ekonominin geniş tabanına yayılan bir sıkışmayı da gözler önüne seriyor. Diğer yandan, konkordato başvurularındaki artış, borç baskısının sahadaki yansımaları arasında öne çıkıyor. 2024 yılında 3 bin 497 olan konkordato ilan eden firma sayısının, 2025’te 6 bin 360’a çıkacağı, 2026’nın ilk iki ayında ise bin 12 firmanın konkordato sürecine girdiği tahmin ediliyor. Konkordato başvurularının özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli ve Bursa gibi sanayi ve ticaret merkezlerinde yoğunlaşması, sorunun yalnızca küçük ölçekli yerel işletmelerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda üretim, lojistik, ihracat ve tedarik ağlarının yoğunlaştığı merkezlerde de hissedildiğini gösteriyor.
Kişi Başı Gelir Artıyor, Ama Yeterli Değil
IMF’nin Nisan 2026 tarihli Dünya Ekonomik Görünümü veri seti, Türkiye’nin ekonomik büyüklüğündeki artışın gelir dağılımı ve alım gücü açısından aynı ölçüde bir rahatlama sağlamadığını ortaya koyuyor. IMF verilerine göre, Türkiye’nin dünya ekonomisindeki payının 2024 ve 2025’te olduğu gibi yüzde 1,23 seviyesinde kalması beklenirken, kişi başına gelirde sınırlı bir iyileşme öngörülüyor. 2023 yılında Türkiye, 13 bin 516 dolarlık kişi başına gelirle 72’nci sırada yer alırken, 2024’te bu rakam 15 bin 883 dolara, 2025’te ise 18 bin 611 dolara yükseliyor. Ancak IMF’nin 2026 tahminine göre kişi başına gelir 19 bin 18 dolara çıkmasına rağmen, Türkiye’nin sıralamadaki yeri 66’ncılığa gerileyecek. Bu durum, toplam ekonomi büyüklüğündeki artışın hanelerin alım gücünde güçlü bir iyileşme yaratmadığını gözler önüne seriyor.
Ücretli Kesim Zor Durumda
İktisat Uzmanı Barlas Yurtsever, mevcut durumu değerlendirirken, “Türkiye, toplam milli gelir büyüklüğü açısından dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alırken, yoksulluk sınırının 109 bin liraya dayanması ve üç asgari ücretli bir ailenin gelirinin bile bu sınırın altında kalması, büyümenin hane bütçelerine aynı hızda yansımadığını gösteriyor. Başka bir deyişle, ekonomi dolar bazında büyürken, ücretli ve emekli kesim açısından temel sorun, bu büyümenin günlük yaşam maliyetlerine, kiraya ve gıda fiyatlarına ne ölçüde yansıdığıdır” şeklinde açıklamalarda bulundu.
Geçinemeyenlerin Oranı Yüzde 38
İstanbul’da yapılan bir araştırma, vatandaşların geçim sorununu ortaya koyan önemli veriler sunuyor. Araştırmada, 65 yaş ve üzeri 752 kişi ile görüşüldü. Katılımcıların yüzde 33.5’i gelirinin yeterli olduğunu, yüzde 28.3’ü kısmen yeterli bulurken, yüzde 38.2’si geçinemediğini ifade etti. İstanbul Planlama Ajansı’nın verilerine göre, düzenli ve yeterli beslenemediğini belirtenlerin oranı yüzde 36.8’e, faturalarını ödeyemeyenlerin oranı yüzde 25.9, kira ve konut giderlerini karşılayamayanların oranı ise yüzde 23 olarak kaydedildi.




