Stephen King’in Kâbusu Gerçek Oluyor: Sis İçindeki Canlı Dünya
Stephen King’in eserlerine ilham veren yeni araştırma, sisin bakteri toplulukları için bir ekosistem olabileceğini ortaya koydu.
Stephen King’in 1976 yılında kaleme aldığı The Mist (Sis) adlı eserinde, Maine eyaletindeki bir kasabayı saran sis, sıradan bir hava olayı olmanın ötesine geçerek doğaüstü bir korkunun kaynağı haline gelmişti. Şimdi ise yeni bir bilimsel çalışma, bu kurgunun gerçek dünyada bir karşılığı olabileceğini ortaya koyuyor: Sis, mikroskobik düzeyde gerçekten de “canlı” bir ekosistem sunabiliyor.
Arizona Eyalet Üniversitesi ve Pennsylvania’daki Susquehanna Üniversitesi araştırmacıları, Orta Pennsylvania bölgesinde iki yıl boyunca 32 farklı sis olayı sırasında örnekler topladı. Environmental Microbiology dergisinde yayımlanan bu çalışma, sisin yalnızca havada asılı su damlacıklarından oluşmadığını, aynı zamanda bazı mikroorganizmalar için geçici bir yaşam alanı işlevi görebileceğini gösterdi.
Araştırma, gece boyunca yer yüzeyinden yayılan ısının hızla kaybolmasıyla oluşan radyasyon sisine odaklandı. Bilim insanları, hava örnekleri ve sis damlacıkları üzerinde yaptıkları incelemelerde damlacıkların yaklaşık yüzde 1’inde bakteri bulunduğunu tespit etti. İlk bakışta düşük görünen bu oran, geniş bir sis kütlesi içinde milyarlarca damlacık bulunduğu düşünüldüğünde, toplam bakteri miktarının oldukça yüksek değerlere ulaşabileceğini ortaya koyuyor.
Çalışmanın ortak yazarlarından Ferran Garcia-Pichel, tüm damlacıklar birlikte değerlendirildiğinde bakteri yoğunluğunun okyanuslardaki düzeye yaklaşabileceğini belirtti. Garcia-Pichel’e göre, eğer bakteriler burada büyüyüp çoğalıyorsa, sis damlacıkları sadece taşıyıcı değil, aynı zamanda bir yaşam alanı olarak da değerlendirilmelidir.
Havada bakteri varlığı, bilim dünyasında yeni bir kavram değil. Louis Pasteur döneminden bu yana atmosferde mikroorganizmaların bulunduğu bilinmekte. 1970’lerden itibaren bulutların bakteriler için uygun ekosistemler oluşturabileceği anlaşılmaya başlandı. Ancak yer seviyesindeki sisin bakteri toplulukları açısından detaylı incelenmesi daha yeni bir araştırma alanı olarak öne çıkıyor. 2019 yılında Maine kıyıları ve Namibya’da yürütülen çalışmalar, sisin çok sayıda mikrop taşıdığını ve özellikle kıyı bölgelerinde okyanus kökenli mikroorganizmaların da sis içinde yer alabildiğini göstermişti. Yeni çalışma, bu bulguları daha ileri taşıyarak sis içinde bakterilerin yalnızca taşınmadığını, bazı durumlarda aktif bir şekilde büyüyebildiğini ortaya koyuyor.
Araştırmada dikkat çeken mikroorganizmalardan biri olan metilobakteriler, formaldehit gibi basit karbon bileşiklerini besin kaynağı olarak kullanabiliyor. Formaldehit, metanın güneş ışığıyla girdiği fotokimyasal tepkimeler sonucunda oluşabilen ve insan sağlığı açısından zararlı kabul edilen bir kirletici. Uzun süreli maruziyet, solunum yollarında tahrişe yol açabilir ve daha ciddi sağlık riskleriyle ilişkilendirilmektedir.
Araştırmacılar, sis olaylarından önce ve sonra aldıkları hava örneklerini karşılaştırarak metilobakteri miktarında bir artış tespit etti. Bu durum, bakterilerin sis içinde gelişebildiğini ve formaldehiti besin olarak kullanabildiğini düşündürüyor. Çalışmanın baş yazarı olan Thi Thuong Thuong Cao, mikroskop altında bakterilerin büyüdüğünü ve bölündüğünü gözlemlediklerini ifade etti. Cao, bu bakterilerin büyümelerini desteklemek için formaldehit kullandığını da belirtti.
Araştırmacılar, sisin bakteriler için tozdan daha güvenli bir taşınma yolu sunabileceğini ya da mikroorganizmaları ultraviyole ışınlardan koruyabileceğini öne sürüyor. Sis damlacıkları, kısa ömürlü olmalarına rağmen bakterilerin hayatta kalması ve çoğalması için uygun mikro ortamlar yaratabiliyor. Ancak sis içindeki mikrobiyal yaşam hakkında pek çok soru hala yanıt bekliyor. Kıyı bölgelerinde ya da farklı iklimlerde sisin taşıdığı mikrop yoğunluğu değişebilir. Ayrıca gece oluşan sislerde, güneş ışığına bağlı atmosfer kimyasının yokluğunda bakterilerin ne kadar aktif olduğu hâlâ tam olarak bilinmiyor.
Yeni bulgular, sisin cansız bir hava olayı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Araştırmaya göre sis, Stephen King’in korku anlatısındaki gibi doğaüstü bir tehdit taşımıyor; ancak mikroskobik ölçekte gerçekten canlı bir ekosisteme dönüşebiliyor. Öte yandan King’in unutulmaz eseri The Mist, şu sıralar Mike Flanagan tarafından yeniden beyaz perdeye taşınmaya hazırlanıyor.
İlginizi Çekebilir: Kelebeklerdeki 120 Milyon Yıllık Evrimsel Kod Bilim İnsanlarını Şaşırttı
The Mandalorian and Grogu filmi hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda veya Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilir, bilim dünyasından en son haberler için bizleri Google News ve WhatsApp’tan takip edebilirsiniz.
Kaynak: Popular Mechanics




